Pazar, 05.02.2012
Ana sayfa I Sayfanın haritası

TOP 10 ÜRÜN LİSTESİ

ARABA BEZİ
CAM BEZİ
ZEYTİNYAĞLI YÜZ KREMİ
RSI TITANIUM TEPSİ
ASTONISH ORANGE MACUNU
KÜÇÜK MUCİZE ( MİKRODOKULU) BEZ
RSI TITANIUM TENCERE Ø 24
OPTİK BEZ - 15
RSI TITANIUM GRIL TAVA
EKOLOJİK YIKAMA TOPLARI
 

RSI MACARİSTAN GEZİSİ

[1/2]
AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ
***
***
***
***
Belirledikleri hedefleri gerçekleştiren menajerler, daha doğrusu RSI ÜLKELERİNİ ZİYERET EDELİM yarışmasında belli ciroyu artıranlar, 20 mayıstan 25 Mayısa kadar Macaristan’da kaldılar. Cep telefonları, telefax, dijital fotograf makineleri, bilgisayar ve LAPTOP gibi değerli ek ödüller dışında, General, Organizasyon ve Üretken menajerler, RSI’nin 2003 yılından beri resmi bir şekilde var olan Macaristanı ziyaret ettiler ve tanıdılar. Hatırlayalım: yarışma ilk kez 2005 yılında ilan edildi ve geçen yıl menajerler ilk ödüllü seyahatini Bosna ve Hersek’e yaptılar. 2006 yılı için RSI Ülkelerini Ziyaret Edelim Yarışmasında seyahat ve diğer ödül kazananları Opatiya Yıllık Mitinginde öğrendik. RSİ’ciler iyi düşünülmüş dört gün boyunca, uzun ve büyüleyici tarihi, zengin folkloru, özel lehçesi, mutfak geleneğiyle ve sık bahsedilen dil engelini yürekleriyle aşmayı bilen insanlarıyla zengin kültürel geçmişe sahip mükemmel ülkeyi tanıdılar.


PAZAR, 20.05
RSI ÜLKELERİNİ ZİYARET EDELİM Yarışmasının sırasıyla ikinci ödüllü seyahatinin katılımcıları, merkezden on dakika RSI Şubesinden sadece iki sokak uzakta olan Budapeşte'nin sakin bölümünde bulunan Hotel Szöny'ye gün içerisinde yetiştiler. Her seferinde olduğu gibi öğlen sonrasına kadar otel lobisi gülüş ve sevimli yüzlerin neşeli buluşmalarıyla doldu. Slovenya, Hırvatistan, BiH, Sırbistan, Bulgaristan, Makedonya ve Türkiyeli menajerler odalarına yerleştikten ve kısa molanın ardından onlara hemen girişte halk giysileriyle giydirilmiş kuklalar hediye eden Budapeşte menajerlerinin karşıladığı RSİ Şubesini ziyaret ettiler. Seyahatin dört günlük kısa program ve olaylar tanıtımı ardından katılımcıları şube çalışanları adına Şube Yöneticisi sayın Branko Buljovçiç ve marketing müdürü sayın Vaszilisz Georgopulosz selamladılar. Hoş geldiniz sözlerini ve burada bulundukları sürece iyi günler geçirmeleri dileklerini RSİ sahibi sayın Juraj Kučkovečki ve 3OM'lu Organizasyon Menajeri sayın Anna Miklos illettiler. Bayan Miklos,
sayın Kuçkovecki'ye Macar distribütörlerinin RSI'ye özel sevgilerinin sembolü olan bal kalb hediye etti. Seyahat katılımcılarının Ofis odalarını gezme fırsatları oldu ve çalışanların baktıkları küçük çiçek bahçesine hayran kaldılar. Otele dönüşümüzde akşam yemeği için toplandık ve önümüzdeki maceralara hazırlıklı olmak için istirahata çekildik.

PAZARTESİ, 21.05.
Kahvaltıdan sonra, bizi vapurun beklediği limana götüren otobüse bindik ve Tuna Nehri'nde Budapeşte – Vişegrad – Sentandreja – Badapeşte güzergahında bir günlük piknik yaptık. Sıcak havada geçen hoş gezide Budapeşte hakkında ilk izlenimlerimizi edindik. Başkent devletin aynı zamanda siyasi, sanayi, ticaret ve alışveriş merkezi. Şehrin mimarisine ise birçok millet etki yapmış. Roma ve Türk kalıntıları mevcut, fakat en fazla Avusturya – Macaristan Krallığı etkisi hissediliyor. Budapeşte içinden 30 kilometre uznlukta geçen Tuna'nın resmini Buda ve Peşte'yi bağlayan 9 dev köprü tamamlamakta, görüntüye ise nehrin tam kıyısında bulunan Parlamento binası egemen. İlk uğradığımız yer Macaristanın en küçük şehri 1700 nüfusu olana Vişegrad oldu. Mahart gemi durağında indiğimizde bizi Vişegrad kalesine götüren otobüs bekliyordu. Kaleye çıkmadan Hotel Sylvanus'ta lezzetli öğle yemeği yedik. RSI'cilerin en tanınmış milli yemeklerini tattıkları otel restoranı, vadiye doğru mükemmel görüntü sunmakta
. Öğle yemeği ardından tarihi belgelerde adı geçen ve dönemin stratejik noktası olan Vişegrad Kalesi'ne doğru yol aldık. O dönemlerde kale üç nedenden önemliydi: Tuna nehri gözetlenmiş, su ve kara yolları kontrol edilmiş ve kral tarafından saray olarak kullanılmış. Vişegrad sözcüğünün manası kale demektir. Moğolların istilasından sonra kale bu günkü görünümünü IV Bele iktidarı döneminde 1250 yılında almıştır. Farklı bir şekli olan kale Osmanlı zamanında da bazı değişiklikler yaşamıştır, örneğin kalede son derece dik olan merdivenler ilave edilmiştir. Yüzyıllar boyunca kral taçlarının ve hazinenin muhafaza edildiği kalenin ilk büyük restorasyonu I Leopold zamanında 1702 yılında başlamıştır.
Katılımcılara farklı bir duygu, kalenin aslına uygun restorasyonu ve kaleden Slovakya'ya göz atmaları yaşattı.. Tekrar gemiye binerek Tuna Nehri'nin akışı yönünde yol alarak bir kez daha nice hükümdara ev sahipliği yapmış ve onu fethetmek için nice savaşların sembolü olduğu Vişegrad Kalesi'ne göz attık. Tuna Nehri üzerinde dönüş yolculuğumuz daha kısa sürdü. Yolumuz üzerinde olan Ladik Csarda restoranında bir süre kaldık. Ve burada Macar mutfağının güzide yemekleri ardından Somloi Galuska tatlısı ikram edildi. Kaldığımız otele döndüğümüzde yeni bir gün ve yeni bir gezi için dinlenmemiz gerekiyordu.
SALI, 22.05.
Ülkenin kuzeyindeki güzellikleri gezip gördükten sonra, Salı günü Budapeşte'nin güneyinde yer alan yerlerin ziyareti için ayrılmıştı. Bu kez gezimizin hedefi Balaton Gölü'nün adeta içine girmiş ve neredeyse gölün güney yakasıyla birleşmiş hissi veren aynı adı taşıyan yarımada üzerinde kurulmuş Tihany kasabasıydı. Göl kıyısında otobüsten indik ve bölgenin daha yüksek bir noktasında bulunan ve öğle yemeğinin verildiği Adler restoranına turistik bir tren ile ulaştık. Karşımıza yine unutulmaz bir manzara ve Macar mutfağının birbirinden nefis yemekleri çıktı. Nefis damak tadıyla ayrıldığımız bu restorandan sonra yolculuğumuz Tihanya merkezine doğru devam etti. Bir tepede yer alan bu tarihi kasaba, Kral I Andrija tarafından 1055 yılında kilisenin ve günümüze kadar ayakta kalabilmiş krallar mezarlığının da yer aldığı bir manastırı inşa ederek geliştirmiştir.

RSI'ciler bir yandan barok tarzında inşa edilmiş kiliseyi gezerken bir yandan da tarihi yapının içinde bulunan Ortaçağ'ın nadide örnekleri olan altın işlemeli fresklere ve dini motiflere ayrı bir ilgi gösterdiler. Kiliseyi gezdikten sonra dar ve dik merdivenlerden kralın mezarının bulunduğu yere indik ve müzeye dönüştürülmüş bu alanı gezdik. Müze mekanı içinde süren hoş bir serin havanın ardından Balaton Gölü'nün harika manzarasını gözümüzün önüne seren bu noktadan hatıra fotoğrafları çektik, hediyelik eşya aldık. Balaton Gölü Avrupa'nın en sığ gölü olarak bilinir. Kimimiz bu manzarayı doyasıya seyrederken daha cesaretli olan RSI'ciler yüzerek „Macar Denizi“ne açıldılar. Dönüş yolculuğumuz ve akşam yemeği neşe ve mutluluk içinde geçti. Gecenin konuğu bize ve bu geziye yeni katılan sayın Gabriela Kučkovečkiydi

  1 | 2  

Diğer konular

Newsletter

Kayıt ol

Anket

RSİ ÜRÜNLERİNİ HANGİ ARALIKLARLA SATIN ALIYORSUNUZ?

Oy ver     Sonuçlar

EK KONULAR

Konumuz: CİLT BAKIMI
SATIŞI GERÇEKLEŞTİREBİLMEK BECERİSİ - I Bölüm
Kendimizi geliştirmek – bizim günlük vazifemiz...
DÜRÜSTLÜĞÜM BÜTÜN FIRSATLARI DEĞERLENDİRME...