Perşembe, 09.09.2010
Ana sayfa I Sayfanın haritası

TOP 10 ÜRÜN LİSTESİ

ZEYTİNYAĞLI YÜZ KREMİ
RSI TITANIUM TEPSİ
ASTONISH ORANGE MACUNU
KÜÇÜK MUCİZE ( MİKRODOKULU) BEZ
RSI TITANIUM TENCERE Ø 24
CAM BEZİ
ARABA BEZİ
OPTİK BEZ - 15
RSI TITANIUM GRIL TAVA
EKOLOJİK YIKAMA TOPLARI
 

ELİT GEZİSİ ÇERÇEVESİNDE AKDENİZ TURU 08/15 Kasım 2008

RSI DİLİYLE YAZILMIŞ BİR DENİZ MASALI

Dünya bir cennettir !
(Fas – Tanger’de bir evin levhasından alıntı )


HABER: Leman Dönmez

252 m uzun, 29 m geniş, 59 t ağır olan, içinde 780 kabin bulunan, 2.069 yolcu alabilen, 780 mürettebatı, 9 yolcu güvertesi, 9 asansör… Bunlar, RSI 2007 yılı Elite Club üyelerinin, 8 gün ve 7 gece Akdeniz’de seyahat ederek Dünyanın bu parçasını denizden görebilme fırsatı sağlayan MSC LIRICA GEMİSİNİN sadece birkaç özelliğidir.

Dört farklı ülke kültürünün bir kısmını, 6 değişik şehrin yaşam ruhunu ve bu yolculuğun muhteşemliğini gözler önüne sergileyebilmemiz ve anlatabilmemiz için 08/15 Kasım 2008 günleri arasında 2.100 deniz mili
(1 deniz mili=1.852 m) uzunluğunda bir yol kat ettik.
Herhalde İtalya, İspanya, Fransa ve Fas gibi ülkeler dile getirildiğinde, her birimizde buradaki güzellikleri bir macera ruhu içinde seyretmek duygusu doğar. Bu iki keyif verici olayın bir araya geldiğinde keyfimize diyecek yok.

2007 yılı içinde sarf edilen çaba ve gayret sonucu kaydedilen üstün başarılar nedeniyle Elite Club üyeleri çok özel bir gezi olan Akdeniz turuyla ödüllendirildiler.
Tıpkı cesur denizciler gibi, 80 kadar RSI üyesi yolculuk esnasında yaşanacaklardan habersiz olarak denize açıldı.

Gemi günlüğümüz, bu seyahate katılanlar için, gezip gördükleri yerleri tekrar hatırlayabilmeleri, okurlarımız için ise RSI ile birlikte, dostluk ortamında, henüz gidilmemiş ve görülmemiş güzellikleri keşfetmek arzusu için büyük bir motivasyon kaynağı olsun.

O halde gidelim ve deniz macerası masalın kahramanları olan RSI üyelerinin bulunduğu derinliklerine dalalım!






8 Kasım 2008, Cumartesi – CENOVA (İTALYA)

Bulgaristan grubu için yolcuk 6 Kasım 2008 günü sabahın erken saatlerinde başladı. Akdeniz’in ikinci büyük liman kenti ve bu yolculuğun hareket noktamız olan CENOVA’ya aynı günün öğlen saatlerinde vardılar.Diğer RSI yolculardan hareket noktasına bir gün önce varmaları onlara büyük bir avantaj sağladı; kentti dolaşarak güzelliklerini yaşadılar.
Cuma günü, günün geç saatlerinde, 700 km uzaklıkta olan Cenova’ya ulaşmak üzere Kučkovečki çiftinin eşliğinde Sırbistan, Hırvatistan, Karadağ, Makedonya, Slovenya ve RSI Zagreb çalışanlarından oluşan bir başka RSI yolcu grubu Zagreb’den yola çıktı. 8 Kasım sabahı Conova’ya varır varmaz, özel bir seyahat yaşayacağımız hissediliyordu. Bulgaristan, Macaristan ve Türkiye’den gelen Menajerlerle karşılaşıp selamlaştıktan sonra, macera dolu bir RSI yolculuğuna çıkmak için start düğmesine basmış olduk..
Ve ‘’onu’’ gördük! Dünyanın tüm fotoğraflarını bir araya getirip o geminin büyüklüğünü yansıtmak imkânsız olur. Uzun deniz seyahatlerine alışık olmasak bile bu muhteşem gerçeğin karşısında nefeslerimiz kesildi. Onu görür görmez içimizde azda olsa var olan korkudan eser kalmadı. Gemi ile aramızda duran evrak işlem ”engelini” bir an önce aşmak için valizlerimizi alıp danışmalara koştuk. Öğleden sonra 15.00 civarında RSI ekibinin tamamı gemiye giriş yapmış oldu. Vakit kaybetmeden kabinlerimizi bulmak ve sözün tam anlamıyla su üzerinde yüzen bu “ mini şehri” keşfedebilmek için sabırsızlanıyorduk.
Gemide mevcut olan 9 güverteden RSI yolcuları 7. 8. ve 9. olmak üzere İtalya’nın ünlü bestekarları Scarlatti, Paganini ve Albinoni’nin isimlerini taşıyan 3 güvertedeki kabinlere yerleştirilmişti. Kabinlerin kapıları önünde valizlerimiz bizi bekliyordu. Bizler ise kabinlerin içini merak ediyorduk. Kabinler İtalyan tarzı dekorasyon, ihtişamı ve kullanım alanı harikulade bir ahenk içindeydi. Her kabinde klima, uydu TV, minibar, kasa, radyo ve 24 saat kesintisiz kabin servisi rahat bir yaşam sürdürebilmemiz için hizmetimizdeydi. Yol yorgunu olduğumuz için biraz dinlenmek istiyorduk. Ancak gemi mürettebatının farklı bir planı vardı. Hiç hoş olmayan siren sesi bizi belli yerlerde toplanmamıza sebep oldu. Olabilecek herhangi bir tehlike anında nasıl davranacağımız konusunda bir tatbikat söz konusuydu. Heyecana kapılmadan düzenli bir şekilde sıralarımızı oluşturduk ve tatbikatı yönetenlerin talimatlarını uyguluyorduk.
Saat 17’de devasa geminin motorları çalıştırıldı ve 30 dakikalık bir aradan sonra Akdeniz’in mavi sularına açıldık. Yolculuğumuzun ilk durağı olan Marsilya limanı 202 deniz mili uzaklıktaydı. Ayaklarımızın altında hissettiğimiz hafif sallantılar gemide bulunduğumuzu hatırlatıyordu.O gün ve gemide kaldığımız sürece her gün yolculuğumuz esnasında yaşanacak faaliyetler konusunda bizi bilgilendiren gemi gazetesi ilgimizi çekiyordu. Çünkü her gün ve her an gemide bir faaliyet; yarışmalar, akşam eğlenceleri, bingo, maskeli balo ve tiyatro gösterileri
9 Kasım 2008, Pazar – MARSİLYA (FRANSA)

Ertesi sabah saat 07.00 sularında, MARSİLYA limanına demir attık. Yolculuğumuzun ilk kahvaltısını bu limanda yaptık. İsteğe göre kahvaltımızı restoranlarda, güvertede veya kabinde yaptık. Tabi ki kahvaltısını güvertede yapanlar Fransa sahilinin güzelliklerini seyrederek keyif almaya fırsat buldular. Fransa’nın ikinci büyük şehri olan Marsilya zenginliğin ve mütevaziliğin karışımından oluşan bir mirasın eseridir. Kozmopolit ve farklı etnik kökenli insanların yaşadığı bu şehir bir de misafirperverliğiyle ün salmıştır.
Güzel bir kahvaltıdan sonra otobüslere binerek şehir turuna çıktık. İlk olarak liman etrafında bulunan çok sayıda küçük adanın güzelliklerini seyredebildik. Limana yakın olan en tanınmış ada ünlü "Graf Monte Christo" romanın yazarı Alexandre Dumas’in hapis tutulduğu Chateau d'If adasıdır.
İlk gezdiğimiz yerlerden biri Marsilya’nın göbeğinde bulunan ve 19. yy inşa edilen Longchamp sarayıydı. Saray içinde su depoları ve etrafında yemyeşil bahçeler bulunuyor. Verimlilik ve temizlik sembolü olarak inşa edilen yapıt Notre-Dame de la Gadre bazilikası mimarı olan Jacques Henri Espérandieu’nin eseridir. Hatıra fotoğrafları çektikten sonra, 1853 ila 1864 yıları arasında inşa edilen Notre-Dame de la Gadre bazilikasına doğru yol aldık.
Bazilikanın bulunduğu tepeden Marsilya’nın muhteşem manzarasını seyretmek farklı bir duyguydu. Bu noktadan kentin her köşesinde bulunan tarihi eserler avucumuzdaymış gibi hissettik. Duygu sarhoşu olarak gemiye döndük ve 346 deniz mili uzaklıkta olan Valensya’ya doğru yol aldık. Gemi Marsilya limanından uzaklaşırken biz akşam planlarımızı yapmakla meşgul olduk. Akşam yemeği öncesinde verilen kokteyl ve akşam yemeği esnasında gemi kaptanı Paulo Russo ve beraberindeki mürettebat yolcularla beraber ‘’ Hoş geldiniz Kokteyli’’ için bir araya geldiler. Masallarda gibi muhteşem bir organizasyon ve duygu dolu anlar eşlik etti bizlere. Yemekten sonra sırayı zengin gece hayatı aldı; bir yandan tiyatro gösterisi, diğer yandan kendini genç hissedenler için Disco Club’da eğlence vardı. Son derece keyifli geçen bir günün yorgunluğundan uykuya çok kolay daldık ve ertesi sabahı bir başka limanda uyandık.



10 Kasım 2008, Pazartesi - VALENSİYA (İSPANYA)

Zengin kahvaltıdan sonra güneş ve hafif rüzgar eşliğinde günün ilk kahvesini yudumladık. Bu güzel duygular eşliğinde saat 11.00 sularında VALENSİYA limanına demir attık. Bize İspanya’nın 3. büyük kenti olan Valensya’yı gezdirecek otobüsler hazırda bekliyordu. Şehir gezisi sırasında karşımıza çıkacak güzellikleri ölümsüzleştirmek için herkesin elinde fotoğraf makineleri ve kameralar sürekli kayıt yapıyordu. Hayat enerjisiyle dolu olan bu kentin her karesini çekmek istiyorduk. Geziye, Turia nehrinin Valensya’ya yön verilerek kurutulmuş yatağında kurulu ve Valensya’nın sembolü konumunda olan eseri ziyaret etmekle başladık. Kentin içinde bulunan ve geleceği simgeleyen bölüm 21.yy şerefine inşa edilerek içinde opera sarayı, sinema, bilim müzesi ve okyanus parkı bulunmaktadır. 10-15 dakika süren otobüs yolculuğundan sonra 20. yy’ mimarisinden 13. ila 14. yy mimarisine geçiş yaptık. 1252 ila 1482 yıları arasında Barok ve Gotik tarzında inşa edilen eserler karşısında hayran kalmamak elde değildi. Geçmişten günümüze kadar çok iyi bir durumda muhafaza edilmiş bir birinden güzel tarihi eserleri hayranlıkla seyretmekten bıkmadık ve usanmadık, ancak yolculuğumuzun yeni noktasına ulaşabilmemiz için gemiye dönmek zorundaydık. Sırada yeni bir liman ve bir başka kıta vardı.
Gezip gördüklerimizden memnun kalmış olarak günün yorgunluğunu zengin akşam yemeği menüsüyle gidermek üzereydik. Dostane bir sohbetin eşliğinde akşam yemeğimizi yiyor bir taraftan da gece eğlencesi için planlarımızı yapıyorduk.

11 Kasım 2008 Salı, TANGER ( FAS)

TANGER (Fas) limanına, az da olsa bir gecikme ve hafifçe sallanarak vardığımız için, daha uzun bir uykuya dalmamıza sebep olmuştu. Hava bulutlu, ancak sıcaklığı mevsim normalleri üstündeydi. Kısa bir süre sonra Avrupa’yı Afrika’dan ayıran Cebelitarık boğazı karşımızdaydı. Şimdiye kadar ancak haritalarda gördüğümüz yeri bizzat orada ve canlı olarak seyretmek fırsatındaydık, sessiz ve gözlerimizi dört açmış şekilde…Nerede bulunduğumuzu farkındaydık.
Denizde seyir ettiğimiz 429 deniz mili uzunluğunda bir yolculuğun ardından öğleden sonra saat 14.00 sularında TANGER (Fas) limanındaydık.
Fas doğa güzellikleri ile zengin olan bir ülkedir. Atlantik Okyanusu ve Akdeniz arasında bulunan bir ülke.
Cebelitarık’ın tam karşısında yer alan Tanger limanının bir başka adı Afrika kapısıdır. Limana varır varmaz hemen yola koyulduk. Önümüzde, sırtını sarı çöl kumlarına vermiş, ancak kendisi yeşillere bürünmüş bir toprak parçası vardı. Bundan dolayı Tanger bir de Fas’ın çiçeği adıyla bilinmektedir.
İçinde barındırdığı binlerce yıllık kültürden bahsetmek sayfalarca yer alabilir. Bu şehir ile ilgili ilk izlenimlerimizi geleneksel ”zoko” isimli çarşıda edindik. Bulunduğu konum nedeniyle, tarih boyunca Avrupa ile Doğu sentezi eseri olan yapıtlarla zengin şehrin her köşesine, Fas’ın özelliği olan baharatlar kokusu yayılmış durumdaydı. İlgi çeken gelenekler, zengin kültür ve dar sokaklar bu şehre ayrı bir değer vermekteydi. Örneğin, Fas düğünleri 7 gün sürüyor. Yeni gelin her gün, kocası tarafından dikilmiş elbiseler giymektedir. Elbiseler ise en kaliteli ipek kumaşından olup zenginliğin ifadesidir. Bir elbisenin dikilmesi 15 günde tamamlandığı için Tangera sokaklarında elbise dikmekte meşgul olan erkeklere rastlamak doğaldır.
Kalan süremizi böyle durumlarda kaçınılmaz olan alışveriş ve bu ülkenin sembolik eşya ve mevkiilerinde fotoğraflar çekerek harcadık. Bu arada gün yavaş yavaş yerini karanlık ve geceye bırakıyordu, dolayısıyla gemiye geri döndük. Tanger'e veda ederek turumuzun yeni durağı olan Malaga'ya doğru yol aldık. Önümüzde 90 deniz mili uzaklıkta olan bir yer ve içimizde yeni bir heyecan vardı. Akşam yemeği ardından bu heyecanı yaşamak için gemimiz Akdeniz'e açıldı.
12 Kasım 2008, Çarşamba – MALAGA (İSPANYA)

Ünlü ressam Pablo Picasso’nun doğum yeri olan MALAGA’ya sabahın erken saatlerinde ulaştık. Gemi dışında bizi yeni bir heyecan beklediği için, kahvaltımızı hızlı bir şekilde yaptıktan sonra, kendimizi otobüslerde bulduk. Yolumuz 1959 yılında Nerja şehri yakınlarında keşfedilen ve aynı zamanda Avrupa’nın en harika mağaraları olarak ilan edilen mağaralar istikametindeydi. 22 derecelik bir sıcaklığın hüküm sürdüğü mağara, doğa harikası olan dört salondan ibarettir. “Sala del Cataclismo” adı verilen son salon, salonların en güzeli olmakla beraber 100 mt uzunlukta ve 50 mt genişliktedir. 30 mt yükseklikte ve birbirinden güzel sarkıtlar aynı zamanda günümüze kadar keşfedilmiş en iyi sarkıtlar unvanını taşımaktalar. Doğa harikası olan mağara dışında bu küçük fakat ilginç bir kasaba bir de muhteşem bir manzarayı gözler önüne sergilediği için balkonuyla, yani “Avrupa’nın Balkonuyla” ünlüdür. Zamanımız fazla olmadığı için bu güzelliğe doymadan “Avrupa’nın Balkonu” ve Malaga’dan ayrılmak zorunda kaldık.
Gemimiz Malaga limanından ayrılarak Civitavecchie’ye doğru yol aldı. Önümüzde, 845 deniz mili uzunluğunda veya bir buçuk günlük yolculuk vardı. Gemi yolculuğuna devam ederken bizler akşam gala yemeği için hazırlığımızı yapıyorduk. O akşam herkes bir başkaydı, en güzel giysiler içinde güler yüzlü insanlarla doldu taştı salon. Zengin ve değişik mutfaklardan başlayarak o gece her şey özeldi. Duygularımıza hitap eden bir ziyafet.
Akşam yemeğinden sonra, eğlencemize güvertelerde devam ettik. O gece hem göz hem de damak zevkimiz okşandı.
Önümüzde denizde tam gün seyir vardı. Bu sebepten dolayı, gecenin geç saatlerine kadar herkes gönüllerince eğlendi ve istirahat etti.
13 Kasım 2008, Perşembe – DENİZDE TAM GÜN SEYİR

O gün biz planlarımızla aşır neşir olurken, denizin kendi gidişatı istikametinde planları vardı. Kahvaltıdan hemen sonra, içinde bulunduğumuz gemi, alıştığımızdan biraz fazla sallanmaya başladı. Maviliğin sonsuzluğunda deniz dalgalandı, büyük dalgalar oluştu, rüzgar daha sert esmeye başladı…
Cesur olanlar, rüzgar ile dalgaların bu oyununu seyrederek vakit geçirirken, bundan rahatsız olanlar zamanlarını kabinlerde dinlenerek değerlendirdiler. Sabah 05.00 sularında, deniz Sicilya ile Korsika arasındaki geçişinde, sakinleşmeye başladı.
Her ne kadar da bu olay hoşumuza gitmediyse de sayesinde denizde yaşanabilecek tüm özellikleri yaşadığımızı söyleyebiliriz. Denizin hem sakin ve güzel yüzünü,hem de dalgalı ve kızgın halini görmek nasip oldu. Denizcilere göre denizin iyi ve kötü durumlarını yaşayıp gördükten sonra denizde seyahat etmiş sayılırsınız ve onların tayfasında üye olabilirsiniz.

14 Kasım 2008, Cuma – ROMA ( İTALYA)

O gün sabırsızlıkla Civitavecchia limanına girmeyi bekledik. Karnımız bir gün önceden aç olduğu için, önce güzel bir kahvaltı yaptık, sonra da ölümsüz şehri Roma’yı gezmeye çıktık. Otobüs ile yapacağımız bir saatlik yolculuk ardından, Roma’nın en büyük özelikleri olan Colosseum, Fontana di Trevi, Forum Romanum, Pantheon, Piaza de Spagna, Melekler Kalesi gibi yerleri görmemiz gerekiyordu. Roma aslında yaşayan bir müze kenttir. Bağrında nefes alan çok sayıda tarihi eser mevcuttur. Bir efsaneye göre dünya başkenti sıfatını da taşıyan Roma Romul tarafından kurulmuştur. Rivayetlere göre kent milattan önce 21 Nisan 753 yılında kurulmuştur. Adını kurucusu olan Romul’dan almıştır. Roma’nın içinde ayrıca dünyanın en küçük devleti olan Vatikan bulunmaktadır. Eski zamanların büyük ve güçlü olan papa devletinden şimdi 0,44 km² yüzey ölçümü ve 800 kişilik nüfusuyla her iki kategoriden dünyanın en küçük devleti unvanına sahiptir. Latince adı “Mons Vaticanus” olan bu küçük devletin Türkçe tercümesi Vatikan tepesi anlamındadır. En yüksek tepede San Petro Bazilikası ve hemen önünde San Petro meydanı bulunmaktadır. Sessizce bu muhteşem güzelliği yaşamaya çalışıyorduk.
Bir efsaneye göre sağ elindeki parayı sol omzundan “di Trevi” şadırvanına atabilecek her kişi, tekrar Roma’ya dönecek anlamını taşıyormuş. Dileğimizin yerine gelmesi için hepimiz bunu denedik.
9 saat süren Roma gezimiz, şehrin sunduğu güzellikleri görmek ve yaşamak sarhoşluğu içinde limanda demir atmış ve bizi bekleyen gemiye dönmekle son buldu. Bu aynı zamanda turumuz esnasında gemide geçireceğimiz son geceydi. O gece tüm RSI Elit Club ailesi üyeleri olarak bir araya geldik ve bu yolculuk esnasında yaşadığımız mutluluğu ve izlenimlerimizi paylaştık. Birde coşku dolu bir an yaşadık. Bayan Palaversić, RSI Menajer ve çalışanları adına bu güzel organizasyonu gerçekleştirdikleri için, Kučkovečki çiftine Pablo Picasso tablosunu hediye ederek teşekkür etti. Alkış ve mutluluk çığlıkları arasında Kučkovečki çifti teşekkür ederek yeni bir RSI macerasına kadar herkese iyi yolculuklar dilediler.
15 Kasım 2008 Cumartesi, CENOVA (İTALYA)

Güzel olan her şeyin ömrü kısa oldur derler. Bu kez de öyle oldu.
188 deniz mili aştıktan sonra bu turumuzun başlangıç noktası olan Cenova’ya geri döndük. Alışılagelmiş prosedürlerden tamamlanır tamamlanmaz gemiyi terk ettik. Sıcak ve samimi vedalaşmalardan sonra evlere dönüş yolculuğuna koyulduk.

Ve son olarak…

INFO dergimiz sayfalarında yer alan kelime ve fotoğraflarla, Akdeniz Turu esnasında yaşadıklarımızın ancak küçük bir bölümünü yansıtmaya çalıştık. Bu muhteşem yolculuğa katılanlar için koskoca bir denizde ancak bir damla olacak. İçinizde taşıdığınız fotoğraflar ve pozitif enerji ise her RSI Elit Gezisinin verdiği anlamdır.
Sevgili RSI üyeleri, rüzgardan aldığınız güç ile zengin ödüllere sahip olabilmeniz için daha yüksek sonuçlara ulaşmalısınız. Adımlarınızı cesurca atınız.
Böylece sonu olmayan bir RSI hikayesinin parçası olursunuz!

Diğer konular

Newsletter

Kayıt ol

Anket

RSİ ÜRÜNLERİNİ HANGİ ARALIKLARLA SATIN ALIYORSUNUZ?

Oy ver     Sonuçlar

EK KONULAR

Konumuz: CİLT BAKIMI
SATIŞI GERÇEKLEŞTİREBİLMEK BECERİSİ - I Bölüm
Kendimizi geliştirmek – bizim günlük vazifemiz...
DÜRÜSTLÜĞÜM BÜTÜN FIRSATLARI DEĞERLENDİRME...